Ana sayfa Köşe Yazıları Havaiş Kıbrıs Kooperatifinde PERŞEMBE’NİN GELİŞİ…

Havaiş Kıbrıs Kooperatifinde PERŞEMBE’NİN GELİŞİ…

Büyüklerimiz “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir” derler. Yani aslında olacaklar o kadar malumdur ki küçük bir çocuğun bile bildiği durum ortadadır. Geçen sene hakkımızda o kadar iftira atılırken başa gelecekleri yine o kadar aleni belli etmişlerdi ki, ortaklar farkına varamamışlardı ve şimdi de bunun bedelini ödüyorlar. Maalesef farkında olanlar da çoğunluktan ötürü bedel ödüyor.

Pandemiden dolayı izole olan ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığını terk eden Aslı Oya Pulak Hanımefendi geçen seneki genel kuruldan önce açık açık söylemiş. “…bu işten anlamak lazım değil sadece sağduyulu olmak lazım…”

Hanımefendiye göre işten anlamaya gerek yokmuş. İşten anlamazsan böyle olur. Canlı olarak gördük. Batırdınız kooperatifi, Sağduyunuz da batsın. İşten anlamadığınız için bir yıl boyunca ‘kooperatifin KDV’sini inşaat firmasına peşkeş çekmişler’ dediniz, sonra baktınız ki KDV zaten inşaat firmasının hakkı. Yaptığınız usulsüz ihalede de KDV iadesini inşaat firmasına bıraktınız. Bizim m2 sini 1.600 TL’ye bitirdiğimiz inşaatta yolsuzluk iddiasında bulundunuz ama kendiniz 3.000 TL’ye ihale verdiniz. ‘Kooperatifin arabasını genel kurulun yetkisini gasp ederek hem de yarı fiyatına haraç mezat sattınız’. Bu ortaya çıkınca da “kamyoneti eski danışman şehir dışına giderken kullanıyormuş…” diye hala üyeleri kandırmaya çalışıyorsunuz. Bazıları da “haa, vah vah, eski yönetimin hırsızlığının ispatı işte” diyerek ortalıkta dolaşıyormuş. Kardeşim bu kadar aptal olmayın: Kooperatifin aracının benzininin koyularak kullanmasında ortakların maddi bir kaybı yok ama yarı fiyatına, 150.000 TL ucuza ve yetkisiz satılmasında maddi zarar var. Anlama problemi olanlara daha basit örnekle anlatayım: Şirket iki kişiye laptop veriyor. Biri şirket işlerinin yanında mesai dışında youtube dan video izliyor. Diğeri de hakkı ve yetkisi olmadığı halde yarı fiyatına laptop bilgisayarı satıyor. Usulsüzlük yaptığı ortaya çıkan kişi ‘bakın diğeri bilgisayardan film izlemiş’, diyor ve şirket ortakları da ‘haklısın, ötekisi bizi zarara uğratmış, sen şirket menfaatlerini düşünmüş ve laptopu yarı fiyata satmışsın, aferin’ diyor. Bunu yiyenlere diyecek sözüm yok. Daha önce de “plazada ofis tutmuşlar, bizi zarara uğratmışlar” deyip yan plazada ofis tutmuşlardı bu muhterem yöneticiler.

 

Bir Musibet Bin Nasihatin Yerini Almıyor  –  Akıl Tutulması

Bize en çok saldıranlardan biri olan Yusuf Gül bile geçen genel kuruldan önce her şeyi açık açık yazmış telegram grubundan.

1- “Suna Ablacım, buraya tarihe not düşüyorum… Yönetimin değişmesi durumunda, kooperatifin daireleri tamamlayamayacağına emin olabilirsiniz…”

Dediği doğru çıktı ve 15 aydır bırakın dairelerin tamamlanmasını, bir çivi dahi çakılmadı, biten daireler de dağıtılmadı.

2- “…çok yakından tanıdığım mesai arkadaşlarımız olması hasebiyle birebir yüz yüze bu işi nasıl çözüme kavuşturacaklarını yani B planını öğrenmeye çalıştım. Maalesef aldığım tek cevap “usulsüzlük iddiaları” ve yönetimi değiştirelim sonrasına bakacağız!…dan başka bir şey olmadı. Bazen bin nasihat bir musibetin yerini almıyor… insanların yaşayarak tecrübe etmesi gerekiyor demek ki…”

Bu da doğru çıktı. İnsanlar yaşayarak tecrübe ediyor.

3- “Muhammet Bey, keşke durum bu bahsettiklerinizle kalsa…bize yapılan tlf aramalarında, eğer mevcut yönetimi ibra edersek inşaatlara tek çivi dahi çakılamayacağı ve hatta Yayla etabındaki dairelerin de mahkeme bitimine kadar tesliminin yapılamayacağı… Ancak yönetim değişikliği şartı ile !!!! dairelerimize kavuşabileceğimiz şart (kibarca söyledim) koşuluyor.”

Bu tehdidi yapanlar daha sonra nasıl tehdit (kibarca söyleyeyim ikna) ettilerse Yusuf Gül’ün paylaşımları da genel kuruldan sonra 180 derece değişti.

4-Strateji bu zaten…ibra oylaması öncesi üyelere akıl tutulması yaşatmak ve… alternatifsiz tek seçenek olarak kendini ortaya sunmak!”

Bu da doğru çıktı. Üyelere akıl tutulması yaşatarak yönetimi ele geçirdiler ve sonuç ortada.

5- Yeni ihaleyi verdikleri Faras İnşaatla ilişkisi olduğu iddia edilen ve bize karşı iftiraların en öncülerinden Levent Akyol’a hitaben “…mahkemeye intikal etmemiş hiçbir sözde yolsuzluk belgesi benim için yok hükmündedir. Tüm üye arkadaşları bu kumpasa bu oldubittiye dur! Demeye davet ediyorum.”

Kumpasa ve oldubittiye dur denilmedi ve hala da aynı kumpas devam ettirilmeye çalışılıyor.

Bu cümleyi kuran Yusuf Gül’e sormak istiyorum: Mahkemeye intikal etmiş bir dava oldu da bizim mi haberimiz yok ya da bize saldırmakta başka bir çıkarın mı var? Bu U dönüşünün açıklaması iki seçenekten biri olmalı

Sonuç olarak

1- Geçen seneki genel kurula sunamadığımız detaylı bütçede Kıbrıs Caddesinin inşaat maliyeti 54 milyon TL iken (bu rakama KDV, havuz vb sosyal tesisler de dahil idi) şimdi 100 milyon TL’den pahalıya patlayacak ve hala bazı aklı evveller bizi suçlayacak.

79,5 milyonluk sözleşmeyi gören var mı? Bu şekilde detaylı bir çalışma yaptılar mı, yaptılarsa niye paylaşmıyorlar? “79,5 milyonun üzerine bir şey ödemeyeceğiz sadece eskalasyon var” dediklerini, son iki ayda sadece demirden dolayı oluşan eskalasyon (fiyat artışı) ile sözleşme bedelinin 80 milyonu şimdiden geçtiğini biliyor musunuz?

2- Şerefiye adı altında tahsil etmeye kalktıkları 80 milyona ilave olarak 6 adet Cadde Cepheli Dükkânı, fazladan yapılan konutları, arsaları da satarak ellerine geçirmeyi planladıkları paranın 100 milyonun üzerinde olduğunun farkında mısınız?

3- Geçen yıl 63 milyona mal olan ve bu rakama kura çektirmedikleri Yayla Caddesindeki daireleri 80 milyona mâl olmuş gösterip kura çekecek, geç dağıtmaktan kaynaklı mağduriyet yetmezmiş gibi bir de Yayla Caddesindeki dairelerin şerefiyelerini iki katına çıkararak 17 milyon fazladan tahsil edecekler.

4- Keyfi olarak feshettikleri inşaat sözleşmesinden dolayı müteahhide 10 milyondan fazla tazminat ödediklerinde de biz suçlu olacağız.

5- Ortaklar olarak 30-40 milyon zarar ve bir yıllık gecikme zararının katlanarak artması veya önünün kesilmesi genel kurulda sizin elinizde.

Yusuf Gül’ün tabiriyle “Akıl Tutulmasından” bir an önce kurtulmazsanız “Bin Nasihat yerine Bir Musibeti” tercih etmiş olacaksınız. 3-4 yıl daha evlere kavuşamayacak ve maliyetinin 2 katını ödemiş olacaksınız.

Kalın sağlıcakla…

BİR CEVAP BIRAK