Ana sayfa Köşe Yazıları Kıbrıs Kooperatifinde Cadı Avı ve Son Şerefiyeler

Kıbrıs Kooperatifinde Cadı Avı ve Son Şerefiyeler

Vikipediaya göre Cadı avı; cadı olduğuna inanılan kimselerin yakalanması, yargılanarak veya yargılanmadan cezalandırılması olayıdır… Günümüzde cadı avı kavramı daha çok, “fikirleri topluma tehdit olarak görülen kimselere karşı düzenlenen kampanya” anlamında metafor olarak kullanılmaktadır.

Bundan 14-15 ay önce iki Hava-İş Kooperatifinde de Cadı Avı başlatılmıştı.

Cadı avının görünürdeki gerekçesi iki kooperatifte de yolsuzluk iddiası idi. Öyle ki diğer kooperatifte 100.000 TL’ye 3+1 dairenin arsa maliyeti çıkartılıp ruhsatı alınmış, Türkiye’nin sayılı müteahhitlerinin katıldığı ihalede anahtar teslim 290.000 TL rakamı çıkmış ve toplamda 400.000 TL’nin altına daireler mal edilecekken Hava-iş Sendikası’nın önderliğinde bir grup bu inşaatın aslında 180-225.000 arasına biteceğine ve burada yolsuzluk yapılacağına üyeleri inandırmışlardı. Sonuçta şu an üyeler sadece inşaat maliyetine 400.000’den dairelere toplamda 500.000’den fazla ödeyecekler ve nasıl bir daire alacaklarını veya alamayacaklarını da zaman gösterecek.

Bizim taraftaki cadı avında da 180.000 TL’den başlayan rakamlara daireleri dağıtmamız engellendi ve bir yıldan uzun süredir daireler boş olarak yatırılıyor. Şimdi bir yıldır boş tuttukları aynı daireleri 240.000 TL’den başlayan fiyatlarla dağıtacaklar. Bizim m2’si 1.600 TL’ye inşaat yaptığımız inşaatın bedelinin 900 TL olduğunu iddia edenler utanmadan m2’si 3.000 TL’ye ortaklarını kazıklamaya çalışıyor.

İki kooperatifte de mağduriyetlerin asıl müsebbipleri; bizim inşaatı, kendilerinin Sendika’ya yaptırdığı inşaattan daha güzel ve ucuza inşaat yapmamızdan rahatsız olan Sendika Yönetimi ile aç gözlü ve inşaatlardan bir şeyler götürme derdinde olan yöneticilerdir. Üyeler de bu kadar kolay kandırılmanın bedelini ödüyorlar.

Ben hissemi geçen ay sattım ve ortaklıktan ayrıldım. Çünkü gördüğüm kadarıyla ortakları hala güzel uyutuyorlar ve diğer kooperatifteki gibi ortaklarını kazıklayacaklar.

Bunlardan hesap soracak bir tane aklı başında, düşünen üye yok mu merak ediyorum?  Beni şaşırtan bunların aptal veya hain olması değil ortakların bunlara hesap soracak yerde hala bize hesap sormaya çalışmaları. Merak etmeyin bize atılan iftiralar zaten savcılıkta, suç varsa hesabını savcılık ve mahkemeler sorar. Ama bu kadar da saf olmayın.

Adamlar bir yılı geçen sürede ellerinde 2 kez genel kurul yapma fırsatı varken genel kurul yapmadılar. Daireleri dağıtmak için genel kurul şartı da yokken bir yıldır bekleyen ve çürümeye terk edilen daireleri dağıtmadılar. İnşaat firması ile sözleşmenin feshinden ve usulsüz yapılan ihalede çıkan fahiş rakamdan dolayı Afşin’in tabiriyle 20-30 milyonları gerçekten çalınırken hala hırsızı yanlış yerde arıyor ve uyutulabiliyorsa diyecek bir şey kalmıyor.

Hazırladıkları şerefiye bedellerini gördüm ve şok oldum. Biz 1+1’leri geçen sene 183.000 TL’den başlayan fiyatlarla dağıtacaktık ve insanlar bir yıldır o dairelerde oturuyor olacaktı ama engellediler. Şimdi aynı daireyi 60.000 TL daha pahalıya, 240.000 TL’ye ortaklarına vereceklermiş. Yine 2+1 daire için ödenen 240.000 TL’ye ilave olarak 360.000 TL istedikleri 2+1 var. Yani 600.000 TL. Üzerine ileride tekrar para ister bu arsızlar. Nasılsa hesap soran yok. Bu farkın nedenine baktım, bizim 63 milyona mal ettiğimiz Yayla Caddesinin maliyetine 79.782.789 TL yazmışlar. Yani birileri sadece buradan 16 milyon götürmeyi planlıyor. Soranlara da yine eski yönetim yüzünden oldu derler. Nasılsa hikaye anlatma becerileri kuvvetli.

Ortaklar işleri bu hale getiren Sendikadan ya da Kooperatif Yönetiminden hesap sormazlarsa başlarına gelen ve gelecek her şeye müstahaklar demek ki.

Ben bu sahtekarlara dolandırılmamak için zararına da olsa hissemi sattım. En azından zararımı biliyorum.

Celladına aşık olmuş üyelerle karşı karşıyayız anlaşılan.

Benden bu kadar

Kalın sağlıcakla….

BİR CEVAP BIRAK