Ana sayfa Köşe Yazıları YALANDAN KİM ÖLMÜŞ (3)

YALANDAN KİM ÖLMÜŞ (3)

Önceki iki yazımda YMM’nin, kooperatifin en büyük arsasının olmadığını, ardından olmayan arsada yolsuzluk yapıldığını, her yerde bulunan 12 kişilik kurucu listesini 13 kişi gibi yazıp suç duyurusuna eklemek istedikleri kişiyi bu şekilde kurucu göstermeye çalıştığını, bankadan kooperatif adına para yatıran ve banka ve muhasebe kayıtlarında gözükmesine rağmen bir ortağın kooperatife para ödemediğini, genel kurulda alınan 1 Temmuzdan itibaren geçerli olacak kararı 12 Mayıs’tan geçerliymiş gibi göstererek yolsuzluk yapıldığını, kredi kullananların kullandıkları kredilerin kooperatif banka hesaplarına değil ve üyelere yatırıldığını utanmadan yazdığını ve belgeyle ispat edilebilecek benzer daha birçok yalanı söylemekten çekinmediğini yazmıştım. Bu yalanları kendisinin mi uydurduğunu yoksa eline verilen yalan ve iftira içerikli belgeleri mi raporuna eklediğini merak edenler bu yazıda paylaşacaklarımla onun sadece bir tetikçi olduğunu ve kendisine verilenleri rapora yazarak iftira atmak için tutulmuş biri olduğunu çok net göreceklerdir. Bizim, kooperatif inşaatı yapılsın diye ödediğimiz paralarla bize iftira atmak için tutulan biri yani. 8 Aydır bitmiş daireleri çürümeye terk edenlerin daha vakte ihtiyacı var ve onların amaçlarına ulaşması için bir süre daha bu yalanları üyelerin yemesi gerekiyor.

Rapora dönecek olursam 86. Sayfada inşaat işlemlerinde kalmıştım. Burada yine hikayeye başlıyor ve genel kurulda alınan pazarlık usulünün aslında anahtar teslim pazarlık usulü olarak belirlendiğini, üyelerin anahtar teslime karar verdiğini ama yönetimin maliyet artı kar sözleşme imzalayarak usulsüzlük yaptığını iddia ediyor. Genel kurul kararları ortada böyle bir şey yok diyeceğim ama adam daha önce defalarca kez genel kurul kararlarını çarpıtmış ve olmayan genel kurul kararlarını yazmış, bu aşamada niye yalan yazıyor diye sormak abesle iştigal olsa gerek. Zaten bizim, kendisinin ve patronlarının bulunmadığı genel kurulda aldığımız kararda, bizim niyetimizi okuyabilecek kadar yetenekli olduğu için genel kurul kararında yazmasa bile anahtar teslim yapılmamasını usulsüzlük olarak nitelendirebiliyor. İnşaat sözleşmesi imzalandığı tarihte proje ve ruhsat olmadığı için anahtar teslim yapılmasının mümkün olmaması önemli değil tabii ki.

Sayfa 90’da daireler için net fiyat verildiğini ancak sonrasında fiyatların yükseltildiğini iddia ederken koyduğu tablo 2017 yılında yayınladığımız Tahmini Maliyet Tablosu. Yani tahmini maliyet tablosuyla net rakam verdiğimizi iddia edebilecek kadar edepsiz biri. TÜİK verilerine göre bile sadece 2018 yılında bir yıllık inşaat enflasyon rakamlarının %43’e çıktığı bir ortamda 2017’de 150.000 TL olarak öngörülen ve ortalaması 2020 yılında 210.000 TL’ye çıkan (3 yılda tahminin yüzde 40 üzerinde) 1+1 dairelerde yolsuzluk yapıldığını ve bunun maliyet artı kar sayesinde yapıldığını iddia ediyor. Tabii ki bu şekilde iftira atacak. Çünkü kendisini tutan ve diğer kooperatifin başkanı olan Münire Derindağ (bunu ben demiyorum, onların yolsuzluklarını ortaya koyan Halis Aydın telegram grubundaki paylaşımında diyor http://www.airwayshaber.com/2020/09/hava-is-kooperatifi-baskan-yardimcisi-halis-aydinin-aciklamalarini-yorumsuz-yayinliyoruz/ ) anahtar teslim anlaşma yaptı ve 240.000’e bizim yaptığımızdan daha kaliteli inşaat yapma vaadiyle insanları kandırıp bizim inşaattan çok daha kalitesizini 323.000 artı fiyat farkıyla imzaladı. Yani maliyet artı kar ile ucuza inşaat yaparsanız bile yolsuzluk olur ama 240 bin vaat edip 440’e vaadinizden daha kötü ev yaparsanız da yolsuzluk yapmamış olursunuz. Bunu yiyenler yoktur demeyin bal gibi de yiyor insanlar. Yoksa 200.000 TL’ye bitmiş daireler orada çürürken birileri kendi gizli planları için cadı avına düşmez ve bazı salaklar da onlara alkış tutmazdı.

Raporun 92. Sayfası ve devamında sözleşme sürecini ve Efelere işin verilmesindeki usulsüzlükleri anlatıyor YMM hazretleri. 19 Ocak’ta ihale kararı alınıp yine 19 Ocak’ta sözleşme imzalanması kararı alındığından bahsediyor ama 5 Ocak’taki teklif toplanması kararından bahsetmiyor. Niye bahsetsin ki, nasılsa millete yediriyorlar. Efelerin yeni kurulmasını da usulsüzlüğün ispatı olarak gösteriyor. Bu konuda Efelerin kurucusu Burak Özvarol daha önce niye yeni şirket kurarak teklif verdiğini ayrıntılı şekilde anlatmıştı. Zaten raporun ilerleyen sayfalarındaki YMM’nin zırvalarını okuyunca iyi ki yeni ve başka bir işle uğraşmayan bir şirketle sözleşme imzalamışız diye düşünüyorum. Burak Özvarol’un Boğaziçi İnşaat Mezunu bir inşaatçı olarak 20 yıldan uzun süredir inşaat işiyle uğraştığını, ortağı olduğu başka inşaat şirketleriyle çok büyük projelere imza attığını ve hatta Vergi Dairesinden ödül aldığını, inşaattan çok iyi anladığını bildiğimiz için işi düzgün bir şekilde yapacağını düşünerek ve verdiği teklifin de uygun olması sebebiyle sözleşme yaptığımızı belirtmek aklı selim düşünenler için bir anlam ifade edecektir. Nitekim kendisi de lüks, kaliteli ve uygun maliyetli bir inşaat yaptı. Bu dediğimi üyeler diğer kooperatif bittiğinde çok daha iyi anlayacaklar. Biz arsaları almadan önce inşaatçılar bizimle görüşmeye başladı ve bu süreçte birçok inşaat firmasıyla görüştük. Genel kuruldan aldığımız pazarlık usulü inşaatı yaptırma yetkisine istinaden de bu şekilde bir karar verdik. Ama YMM efendi bizim irademizi bizden iyi bilerek aslında bizim genel kurulda farklı düşündüğümüzü iddia edebilecek kadar zırvalayabiliyor.

97. sayfada kooperatifin 8 Haziran 2020’de noter vasıtasıyla 28 ayıp ihbarında bulunduğunu ve bu ihbarnamede ayıplar nedeniyle sözleşmeyi feshedeceklerini belirttiğini söylemiş. 8 Haziran’dan 2 gün önce 6 Haziran’da telegramda 200’den fazla üyenin bulunduğu Kooperatif Haberleşme grubunda Burak Özvarol öngörülü davranarak bunların inşaata çamur atmaya başladıklarını ve sözleşmeyi feshetmeye çalıştıklarını söylemişti. Nitekim tahmini doğru çıkmıştı. Peki ne oldu? 28 Ayıp ihbarının 28’i de yalan çıktı ve bunu Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi karara bağladı. Yani inşaatın kusurlu olduğu mahkemece de yalanlandı. Sonuç, bu yalan ayıp ihbarlarını yazan Yusuf Civan ödüllendirilerek kooperatifte işe başlatıldı. Demek ki önemli olan işi doğru yapıp yapmamak değil sizden istenileni yapıp yapmamanızmış. Düşünün, biri bir rapor yazıyor, 28’de 28 yanlış. Sonra bu kişi ödüllendiriliyor. Hem de bizim paralarımızla. İleride ayrıntılı değineceğim ama şimdi yine aynı Yusuf Civan yalan yanlış bir şekilde Yayla Caddesi inşaatında 17 milyonluk eksiklik ve düzeltilmesi gereken iş var diyor ve YMM’de bunu raporuna koyup burada yapılması gereken 17 milyonluk işten bahsediyor. Birilerinin cebine aktarmaya çalıştıkları rakam sadece Yayla Caddesinde 17 milyon demek ki. İleride bu rapordaki usulsüzlükleri de ayrıntılı anlatacağım.

  1. Sayfada kooperatifin eski başkanı Selahattin Arslanca’nın imzasının sahteliğinden bahsediliyor. Bu yalan çok rahat Adli Tıp’tan ortaya çıkar ama bu bile iftiralarının önüne geçemiyor. Ne kadar para aldıysa artık. Ayrıca 3 imza yetkilisi vardı ve Selahattin Arslanca’nın imzasına da ihtiyaç yoktu. Ama doğru, mantıklı sorular sorsaydık şimdi durum böyle mi olurdu.

 

  1. Sayfada Efelerin karının KDV iadesi ile %26’ya çıktığı yalanı bizi çok ilgilendirmemekle birlikte ne kadar vergi iadesi aldıklarını, kendilerinin ne kadar Efelere ödediklerini gayet iyi biliyor bu iddiada bulunanlar. Bizim kooperatif olarak kendilerine ödediğimiz rakam 100 TL’lik mal için 104 küsür TL idi. 3 küsür TL’de devlete stopaj yatırıyorduk. Uzun süre üyelere Efeler Kooperatifin KDV iadesini almış, bu şekilde Kooperatif soyulmuş propagandası yapıldı. Kooperatifin KDV iadesi alamadığı ortaya çıkınca bu sefer yeni yalan %26 ortaya atıldı. Birçok malda KDV iadesi olmaması bir yana inşaatın bütün risklerinin Efeler tarafından üstlenilmesi, pencere olayında olduğu gibi sorunlu konularda riskin kooperatifte değil Efelerde olması vs. Kooperatifin cebinden çıkanın %7 olması, Kooperatifin Efeler ile yaptığı sözleşmenin Kooperatifin menfaatine olduğunu çok net göstermektedir.

 

  1. Sayfada yalanlarına yine devam etmiş ve incelediğini iddia ettiği kontrolör firma sözleşmesinde tüm para ödenmişken sözleşmenin feshedildiği yalanını söylemekten çekinmemiştir.

 

  1. Sayfada ve devamında yukarıda bahsettiğim eski kontrolör yeni Kooperatif çalışanı Yusuf Civan’ın müthiş 28 ayıp ihbarına istinaden çıkardığı maliyet tablosuna yer verilmiş. Mahkemenin ayıp yok demesinin bir önemi yok, Yusuf var diyor daha delile mi ihtiyaç var. Olmayan 28 ayıbın giderilmesi için de 17.397.911,15 TL gerekli imiş. Kuruşuna kadar hesaplamış bizim müthiş kontrolör. Adam burada heba oluyor, böyle dehaları harcamamak lazım.

Mahkemenin yok dediği 28 eksikliği gideriyoruz ayağına 17 milyonumuzu mu hiç etmeye çalışıyor birileri. Çünkü Efeler firması şantiyeyi hemen verseydi birilerini şantiyeye sokup bu eksiklikleri giderdik, 17 milyona mal oldu diyeceklerdi. Hem de yapılmayacak işler için. Bir an için gerçekten bu eksiklikler var diyecek olsak dahi mesela bizim 21 TL’ye yaptırdığımız kazının m3 fiyatına 38 TL yazmışlar. Yani yapmayacakları işleri bile bizim 2 katımız rakamlara yapacaklarmış. Bizim ‘20-30 milyon çaldığımızı iddia eden Afşin Yelok, bu rakamlar ne, ne kadar çalmayı düşünüyorsunuz?’ 28 Kalemde bu 17.397.911,15 TL’yi açıklamışlar. Hatalı imalatları kalem kalem açıklamışlar bir de. Hatalı imalat kalemlerinden biri yine hatalı imalat. Açıklama da 23. Sırada Hatalı imalat 1 set 1.850.000 TL, ne seti bu 1.850.000 nedir, bir yerde 15 kuruşa kadar hesap yap bir yerde belirsiz 1.850.000 TL yaz. Tesadüfe bakın 20. Maddede de montaj demontaj diye 1.850.000 TL yazmış. Kuruşu kuruşuna aynı tutmuş Kime neyi monte etmeye çalışıyorsunuz. Yine 24. Maddede eksik imalatlar bir set 7.000.000 TL. Hani kuruşu kuruşuna hesap çıkartıyordunuz. Bu tabloyu aptallara yedirirsiniz savcıya yediremezsiniz.

Bu konuyu çok daha ayrıntılı olarak başka bir yazıda anlatacağım. Çünkü arada kaynamaması gereken bir husus. Olmayan eksikliklerin giderilmesi için harcanması gerektiğini iddia ettikleri kalemlerde bile rakamları 2-3 kat şişirerek ne hedefliyorlar, herkesin öğrenmesi lazım.

Raporun 120. Sayfasında yazımı bırakıyorum. Geri kalan kısımları da 2 yazı da bitirmiş olurum. Özellikle son yazıda büyük resim iyice ortaya çıkmış olacak. Bunları okuduktan sonra hala bunlara inanan varsa o da onların sorunu. Şairin dediği gibi;

 

Celladına aşık olmuşsa bir millet

İster ezan dinlet ister çan

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet

Müstehaktır ona her türlü zillet

 

Kalın sağlıcakla…

BİR CEVAP BIRAK