Ana sayfa Köşe Yazıları HAVAİŞ SENDİKASINDA KILIÇLAR ÇEKİLDİ

HAVAİŞ SENDİKASINDA KILIÇLAR ÇEKİLDİ

İddialı bir başlık olduğu düşünülebilir ama birazdan açıklayacağım nedenlerden ötürü bu kadar rahat başlık atabiliyorum.

Daha genel kurula bir yıl var ancak delege seçimleri 4-5 ay önce başladığından Havaiş’te yönetime aday olan muhalif gruplar genellikle yılbaşından sonra harekete geçerler ve ilk baharda muhalefet bayrağını açarlardı. Ancak bu sefer kavga biraz erken başlayacak gözüküyor.

Her dönem pilotların öncülüğündeki grup büyük çoğunluğu kabin memurlarından oluşan uçuş işletmedeki delege seçimini kazanır ama genel kurulda seçimleri kaybederdi. Bahadır Altan’ın öncülük ettiği pilotlar o zamanki Başkan Atilay Ayçin’i desteklerken, Bahadır Altan’ın THY’den atılmasında Atilay Ayçin’in yeterli tepkiyi vermediğini ve kendilerini ortada bıraktığını düşünerek sendika yönetiminden koptular. 2005 yılı delege seçimlerinden sonra yönetimde yer al(a)mayan pilotlar 2009’da yine Bahadır Altan öncülüğünde uçuş işletme delege seçimlerini kazandılar ancak 2009 genel kurulunu 1 oy farkla Atilay Ayçin’e kaptırdılar. 2013 yılına gelindiğinde Bahadır Altan yine sahnedeydi. Bu sefer öğrencisi Ayhan Günal’la birlikte yine uçuş işletmede delege seçimlerini kazandılar ama genel kurulu bu sefer de kazanamadılar. Bu sefer Reform Hareketi seçimi kazanmış ve yönetime gelmişti. Bu hareketin başkan adayı yoktu ve daha çok sendikanın marjinal grupların elinde amacından uzaklaşmasından dolayı tepki hareketi olarak doğmuştu. Hatta Atilay Ayçin bile Ömer Önder Haberdar’ın başkan adayı olacağını düşünerek sürekli onun aleyhine kampanya yürüttü ve genel kurul günü bile kendisine yakın sol tandanslı gazetelerde Ömer Önder Haberdar ve babası Cemalettin Haberdar’ın yolsuzluk haberleri yer alıyor ve genel kurul salonunun girişinde delegelere bunlar dağıtılıyordu. Son akşam başkan adayı olmasına karar verilen Ali Kemal Tatlıbal ilk döneminde içeride kendisine muhalif olanları temizleyerek 2017 seçimlerine gitti. Hatta öyle ki 2013 yılında birlikte yönetim kuruluna seçildiği 8 kişiden 6’sı yeni yönetim kurulunda yoktu. 2017 seçimlerinde bu sefer pilotları, dolayısıyla uçuş işletmeyi asker kökenli abileri koordine ettiler. Bahadır Altan da askeriye kökenli olmakla birlikte onun durumu farklıydı. Burada ayrıntılarına girmeye gerek yok. İskender Çarkçı liderliğindeki pilotlar yine uçuş işletmeyi kazandılar ama eski tüzüğün verdiği avantajla delegelerin büyük çoğunluğu THY dışından gelince Ali Kemal Tatlıbal’ın kazanması zor olmadı. Tatlıbal, kamyoncu imajından kurtulmak için bu sefer yönetimde pilotlara da yer vermek zorundaydı. Onlardan biri de İskerder Çarkçı’nın askeriyeden komutanlığını yaptığı Afşin Yelok’tu. İskender Çarkçı Afşin Yelok’un filo komutanıydı. Hatta Ali Kemal, Afşin’i seçtirmek için daha önce olmayan bir iş yeri oluşturup (engelli uçucular) oradan delege de seçtirdi Afşin’i. O gün uçuş işletmedeki delege seçimlerinde bulunduğum için hiç unutmuyorum. Yaklaşık 20 kişilik bu iş yerinden kimsenin haberi olmadığı için Afşin dışında kimse aday olamadı. Bir pilot oy kullanmaya geldiğinde ‘kaptanım siz diğer tarafta oy kullanacaksınız’ diyen bir görevli karşısında üye, 20 kişilik listeye baktı ve ‘tek aday Afşin nasıl oluyor, bizim niye haberimiz yok deyip kızmış ve oy kullanmadan gitmişti. Aynı şekilde Havasen’in kurucu genel sekreteri Kemal İnce de Erkan Kayhan’ın hava kuvvetlerinden filo komutanıydı. Bu şekilde 10 yıl sonra pilotlar tekrar Havaiş Yönetiminde yerlerini almış oldular. Aslında bir nevi ittifak yapılmıştı. Ali Kemal Tatlıbal kamyoncu imajından kurtuluyor, Afşin Yelok ve arkadaşlarıysa bir sonraki seçim için Truva Atı oluyorlardı. İskender Çarkçı üzerinden Havasen’i deneyen ama başarısız olan pilotlar B planları olan Afşin Yelok’u devreye soktular.

Artık tek hedef 2021’deki Havaiş Seçimleriydi. Bunun da aşamaları vardı. İlk aşamada 2013 ve 2017 seçimlerinde pilotların amacına ulaşmasına engel olan Serdar Uygur’dan kurtulmaktı. Serdar Uygur THY İnsan Kaynakları Başkanı iken aynı zamanda S.S.Havaiş Konut Yapı Kooperatifi kuruldu ve bu sene başına kadar 5 yıl başkanlığını yaptı. Aynı zamanda 2017 seçimlerinde Havaiş Sendikasında Genel Başkan Yardımcısı olarak seçildi. Eski TALPA Başkanı Ayhan Günal’ın tabiriyle “kukla başkan Ali Kemal değil Serdar sıkıntıydı” kendileri için ve ondan kurtulmak gerekiyordu. Sendikadaki mali sorunlar ve Ali Kemal Tatlıbal’la yaşadığı sıkıntılar üzerine seçildikten kısa bir süre sonra Serdar Uygur sendikadan istifa etti. Pilotlar ilk zaferlerini kazanmışlardı. Şimdi kooperatifte de kurtulmak gerekiyordu. Hem başkanı olduğu kooperatifte hem de danışmanlığını yaptığı kooperatifte yolsuzluk olduğu şekilde kampanya başlatıldı ve 14 Mart ve 15 Mart’ta yapılan genel kurullarda iki görevi de sona ermiş oldu. Başkanı olduğu Havaiş Kooperatifinde ihale bedeli 290 bin çıkınca nitelikli dolandırıcılık yapılıyor diyenler tarafından 323 bin artı fiyat farkı (bittiğinde 400 bini geçecek) rakama imza atıldı. Olan yalanlara inanan üyelere oldu, filler tepişirken çimenler ezildi. Buna rağmen Afşin Yelok’un ekürisi pilot Levent Akyol, Kıbrıs Kooperatifindeki yolsuzlukları!!! Diğer taraftan daha düşük ve daha kaliteli inşaat ortada olmasına rağmen, her yerde anlatırken Havaiş Kooperatifindeki yeni rakamın normal olduğunu savunabiliyordu. Çünkü amaçları için her şey mübahtı. Bunlar yanlış öğrenmişler. Bizim bildiğimiz “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” ama bunlar için söz konusu sendikaysa gerisi teferruattı.

Nitekim Kıbrıs Kooperatifinde 8 aydır her şeyi kilitleyip mağduriyeti büyüterek amaçlarına ulaşmayı çok doğal görüyorlardı. İnşaat durduruldu ve büyük bir şevkle yapılan yolsuzlukların!!! üzerine gidilmeye kalkıldı. Yalnız ufak bir sorun vardı: Kıbrıs Kooperatifinde yolsuzluk yoktu. Nereden mi biliyorum? Çünkü 3 yıldır bu kooperatifin denetleme kurulu üyeliğini yapıyordum. Ancak o kadar hedefe kilitlenmişler ki onları yollarından hiçbir şey alıkoyamazdı.

8 Ay boyunca YMM denetimi yaptırıyoruz, yolsuzluklar ortaya çıkınca yer yerinden oynayacak dedikleri rapora dayanarak suç duyurusunda bulundular. Bakırköy Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma yürütülecek. Ben de geçmiş dönem denetleme kurulu üyesi olarak ifade verdim. İyi oldu aslında, ak koyun kara koyun belli olacak. Bu süreçten bir şey çıkmayınca “hukukçu oldukları için her şeyi kılıfına uydurmuşlar” diyecekler. Zaten amaç 1 yıl kazanmak ve savcı bir şekilde dava açmaya karar verirse amaçlarına ulaşmış olacaklar. Üyeler de evlerini bekleyedursun. 5 yıl sonra evlerini alırlar bu gidişle. Raporun rezilliğine girmeyeceğim, diğer yazar arkadaşım Mehmet Bey o konuda yazıyor zaten.

Başlıkla ne alakası var bu yazılanların diyebilirsiniz, evet şimdi konuya giriyorum:

Suç duyurusunda bulunan Afşin Yelok Başkanlığındaki Kooperatif Yönetimi, Sendika Başkanı Ali Kemal Tatlıbal hakkında da suç duyurusunda bulunmuş. Bazılarınız ‘doğruyu yapmışlar Ali Kemal Tatlıbal geçmişte kooperatifin denetleme kurulu üyesiydi ve görevini yerine getirmedi’ diyebilir. Ancak 2 yıl önce sendikadaki yolsuzluk iddialarına gözünü kapatıp şimdi dürüst tavır takınması Afşin Yelok’u tanımayanlar için bile inandırıcı olmaz. Zaten YMM raporunu incelediğimizde gördüğümüz, Odak’landıkları konular, Ali Kemal Tatlıbal’ın sendikaya iş yapan tanıdıkları üzerinden yönlendirme çabalarıdır. Sendikanın inşaatını yapan Odak Gayrimenkul, daha önce sendikanın tadilatını ve promosyon işlerini yapan Köroğlu Mimarlık vs. Kooperatifin emlakçısı da kontrolörü de inşaatını yapan firma da tamamı Ali Kemal Tatlıbal’ın geçmişten tanıdığı kişiler ve haklarında dava açılan yönetim kurulu üyeleri bu kişileri önceden tanımıyor.

Yakın zamana kadar sadece arkadan saldırdığı ve THY yöneticilerine bile kötülediği Sendika Başkanına şimdi açıktan cephe almaya başladı. Hem de kooperatif yönetimine gelmesini kendisine borçlu olduğu halde. Ancak hedef sendika olunca kooperatif vesile tabii ki. Ali Kemal Tatlıbal bunu anlamamış olabilir ancak bundan sonra anlar.

Bu saatten sonra benim için hava hoş. Usulsüzlük olmadığını bildiğim Kıbrıs Kooperatifinde bize yöneltilen suçlamaların tamamı safsata. Para ile rapor yazdırdıkları YMM’nin dediklerine bakarsanız kooperatife ait olmayan arsanın (21980 parsel) satın alınmasında yolsuzluk yapılmış, ya da usulsüz bir şekilde ve rayicinin 100.000 tl altında satılarak kooperatifi zarara uğrattıkları kamyonetin satışı büyük başarıymış. 70.000 ödeyen ve bunu dekontla belgeleyen bir üye aslında 1.000 TL ödemiş ya da kooperatifin kuruluşunda olmayan biri aslında kurucuymuş. Saçmalıkların bini bir para etmiyor. Savcıya gittiğimizde her şey ortaya çıkar.

Başlığa tekrar geri dönecek olursam, pilotlar Afşin Yelok vasıtasıyla Ali Kemal’e karşı kılıçlarını çektiler ve saldırıya geçtiler. Sonucu hep birlikte göreceğiz.

Bu arada olan kooperatif üyelerine oldu. Şanslılarsa akıllarını başlarına toplayıp bir yıllık kayıpla ve biraz maliyet artışıyla kurtulurlar.

Sendika seçimleri mi, bu sefer dışarıdan delege gelemeyeceği için zevkli olacak.

2 Yorum

  1. Demek ki neymiş kamyoncularla iş yürümez miş sayın Tatlıses.
    Bizden habersiz dönen dolaplar, günü gelir elinde kalmaz bizim dolar($)lar

BİR CEVAP BIRAK