Thy ile Havaiş arasındaki FTL krizi büyüyerek devam ediyor. Sendika’nın tüm tepkilerini görmezden gelen THY yetkilileri aynı zamanda hukuku da hiçe saymaya devam ediyor.

Bir önceki yazımızda belirttiğimiz üzere THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı dahil birçok THY yöneticisinin imzaladığı son Toplu İş Sözleşmesinin 95 maddesinin 2. Fıkrası çok açık bir şekilde yürürlükteki THY mevzuatı ve TİS’den sonra çıkacak her türlü yasal düzenleme ancak personel lehine ise uygulanabilir demektedir.

Peki bu kadar açık bir hükme rağmen THY yetkilileri niçin hukuku hiçe saymakta ısrarcı. Hem de uçuş güvenliğini doğrudan ilgilendiren konularda. Bir an için sendikanın tribünlere oynadığını ve göstermelik olarak tepki verdiğini varsayalım. Hatta sendikanın olmadığını düşünelim. Uçuş güvenliğini tehlikeye atan uygulamalardan maksat nedir? THY yöneticileri neyi imzaladıklarını bilmeyecek kadar aciz olamazlar.

30-36 saati geçen haftalık planlama, 7 günde 1 gün hafta tatilini hiçe sayma ve daha bir çok saçma uygulama var.

Ekip planlama hukuka aykırılık iddiasında bulunan personeli yıldırmak için elinden geleni yapıyor ancak aşağıdaki mail THY’nin geldiği durumu göz önüne sermesi açısından oldukça manidar.

7 gün üst üste çalıştırma yasağından bahseden bir personele ekip planlama TİS’de bu şekilde bir madde olmadığı cevabını veriyor.

Tam Merdi Kıpti’nin durumuna düşmüş bu maili atan kişi.

1924’te daha cumhuriyet yeni kurulmuş ve iş kanunu bile çıkarılmamış. Ancak Meclis yine de öncelikli olarak bir çalışanın üst üste 7 gün çalıştırılmasını insan haklarına aykırı olduğu için yasaklayan kanunu Hafta Tatili Kanununu çıkarıyor. Hem de iş kanunu gibi havacılık sektörü kapsam dışında bırakılmamış. Çünkü en doğal işçi haklarından biri. Peki bu maili atan ekip planlamadaki kişi neredeyse yüz yıllık bir kanunu neden görmezden gelir. Niçin şecaatini arz ederken sirkatin söyler.

Tabii ki cahilliğinden ve bir de üst yönetime yalakalık yapmaya çalışan ara yöneticilerin verdiği gazdan etkilenmiştir.

Bilindiği üzere 2 yıl önce THY Yönetim Kurulu Başkanı değiştikten sonra Ekip Planlamanın bağlı olduğu İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı da değişmişti. Yeni gelenler havacılığı bilmediği gibi öğrenmeye niyetleri de yoktu. Nitekim bu zihniyetin THY’yi getirdiği nokta ortada. Sonrasında Ekip Planlama Başkanı da değişti ve yeni gelen kişinin eğitimi ne olursa olsun hukuk konusunda zır cahil olduğu ortada. Uçuş güvenliği ile ilgili kuralların sadece FTL’de yazdığını zannediyor herhalde. Yoksa ülkeyi yüz yıl öncesine götürecek kadar art niyetli olamaz. Oldu olacak işçileri iki yüzyıl önce kapitalizmin ilk doğduğu zamanda fabrikalarda yatırılan işçiler gibi kullanın. Ne zaman uçuşa adam lazım olursa oradan uçurursunuz.

THY’nin neden kötüye gittiğini anlamak için tek başına bu konu bile fazlasıyla aydınlatıcıdır. Lufthansa ve Air France gibi şirketlerdeki işçi haklarının ve personel maliyetlerinin yanından bile geçmeyecek kadar düşük maliyetlere personel çalıştıran yöneticiler kurtuluşu, geliri artırmak yerine personelin suyunu çıkaracak derecede ve hukuku hiçe sayarak sağlayacaklarını düşünüyorlarsa orada ümit kalmamış demektir.

Sendikanın bu konuda yaptığı duyurular da ister seçim yatırımı olarak değerlendirilsin isterse gerçekten hak mücadelesi olsun desteklenmelidir.

Zira sendika desteklenmezse ve THY yönetimi de bu durumu bilirse sendikanın etkisi kalmaz. Bazı üyeler sendika yönetiminden memnun olmayabilir ancak burada farklı bir durum söz konusu. Kol kırılır yen içinde kalır.

Etrafınızda bu olayla ilgili işverene ses çıkarmayıp sendikayı suçlayan tipler varsa bilin ki ya işverene yalakalık için böyle davranıyordur ya da ahmaklığından. İki durumda da bu kişilerden uzak durmak gerekir. Yapılması gereken olayları karıştırmadan bu haklı mücadelede sendikaya destek verip sendika seçimi zamanında memnuniyetsizlik varsa alternatif üretmektir. Ancak işçilerin ortak paydası olan hak mücadelesinde kimse işçileri ayırmaya kalkmamalıdır.

BİR CEVAP BIRAK