2016 yılı Türk Hava Yolları açısından tam bir hüsranla sonuçlandı. Geçtiğimiz ay açıklanan ve Vergi Dairesine bildirilen 6,5 milyar TL’lik zarar belki gerçek zararı tam olarak yansıtmıyor ve IFRS’ye göre bu günlerde açıklanacak tahmini 1 milyar TL’lik zarar da gerçeği tam olarak yansıtmayacak. Bildiğimiz gerçek 2016 yılının Türk Hava Yolları tarihinin en başarısız yılı olarak kayıtlara geçtiğidir. İnşallah bir daha böyle bir yıl yaşanmaz. Çünkü THY demek sadece havacılık demek değil aynı zamanda turizm ve dış ticaret de demek ve onun başarısı veya başarısızlığı ülke ekonomisini doğrudan etkiliyor. Geçen yılın değerlendirmesini şirketin gerçek sahibi olan Ankara yapacaktır.

İlker Aycı ise geçtiğimiz günlerde Nisan’dan itibaren yatan uçakları kaldıracaklarını ve “take off” a geçeceklerini söyledi. Umarız öyle olur. Ancak tüm uçakların uçması kadar hatta belki daha da önemlisi utilizasyonun artması. Çünkü geçtiğimiz sene yatan uçaklar dahil edilmeden bile %10 civarında düşme olduğunu biliyoruz. Yani bu da filonun %10’unun daha gizli olarak yattığı anlamına geliyor. Bunları da dahil ettiğimizde THY’nin %20’ye yakın kapasite kullanamadığı gibi bir anlam çıkıyor.

Bu arada ilginç gelişmeler de oluyor ki yazımızın konusunu da bu ilginç gelişmeler oluşturuyor. Bilindiği üzere 2-3 ay kadar önce Borajet el değiştirdi ve Yalçın Ayaslı kurucusu ve 7 yıldır sahibi olduğu şirketini daha önce adı duyulmamış bir gruba, SBK Holdinge, sattı. SBK Holding ismini sahibi Sezgin Baran Korkmaz’ın baş harflerinden alıyor. Holdingin geçmişi çok yok ve web sitesinde de açıklayıcı pek fazla bilgi yok. Daha çok batmak üzere olan şirketleri alıp kara geçirerek sattıklarını söylüyorlar ancak hangi şirketleri satın alıp kara geçirdiklerini ve sattıklarını en azından web sitelerinden öğrenemiyoruz.

Borajet’in geçmiş döneminde sürekli zarar ettiği ve 2016 yılında Yalçın Ayaslı’nın sübvanse etmeyi kesmesiyle iflasın eşiğine geldiği herkesin malumu. Şirket satıldığında personel 3 aydır yemek paralarını alamıyor ve işten çıkarılan personelin tazminatları ödenmiyordu. Ayrıca THY’nin wet lease anlaşmasını feshetmesiyle bir anda çok sayıda personel açığa çıkmış ve 2016 yılının sonlarında 100’den fazla kişinin iş akdine son verilmişti. Yani bu satış olmasa Borajet sektöre çoktan havlu atmış olacaktı belki de. Borajet’in geçmiş dönemde sürekli zarar etmesinin birçok sebebi var ancak burada onlara değinmeyeceğiz. Belki başka bir yazının konusu olabilir bunlar.

Borajet’in SBK tarafından satın alınmasından sonra ilk işi THY’nin eski Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu ile danışmanlık sözleşmesi imzalamak oldu. SBK gibi havacılık sektöründe daha önce hiçbir tecrübesi olmayan bir grubun THY’nin altın çağında THY Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış birisiyle anlaşması çok akıllıca bir davranıştı. Bu anlaşmaya göre yönetim Hamdi Topçu’ya devredilecekti. Başlangıçta öyle de oldu ve THY’nin eski yöneticileri Borajet’e geçmeye başladılar. İlk olarak Mali İşlerin başına Muhasebe eski Başkanı Hüseyin Bağrıyanık geldi. Birkaç gün sonra İnsan Kaynaklarının başına THY’nin İnsan Kaynakları eski Başkanı Serdar Uygur geçti. Bir süre sonra da Ticaretin başına THY’de birçok pozisyonda yöneticilik yapmış ve Yeşilköy Satış Müdürüyken emekli olup son olarak Royal Jordan Havayolları’nda Türkiye Müdürü pozisyonunda görev yapan Nejdet Gürsoy göreve başladı.

Bu arada Borajet’i satın alan SBK Holding yöneticileri THY tarafından tek taraflı feshedildiği için ihtilaflı olunan wet lease anlaşmasından kaynaklanan sorunları çözmek ve yeni dönemde tekrar işbirliği yapmak için THY üst yönetimi ile görüşmelere başladı. THY’nin ilk talebi ise SBK’nın Hamdi Topçu ve ekibi ile çalışmaması oldu. Hatta bu talebi Ulaştırma Bakanı üzerinden de ilettiler. SBK Holding ticari olarak hesap yaptı ve kararını THY ile işbirliğinden yana kullandı. İlk olarak Serdar Uygur ile yollarını ayıran şirketin önümüzdeki günlerde diğer yöneticiler ve Hamdi Topçu ile de ilişkisini sonlandıracağı duyumunu aldık.

Bu durum SBK Holding için anlaşılabilir. Halihazırda 4-5 adet Embraer uçakla (toplam koltuk kapasitesi neredeyse bir Boeing 777 ye eşit) operasyon gerçekleştiren bir havayolunun kendisini taşıyacak bir abiye sırtını dayamak istemesi çok mantıklı. Asıl şaşılacak olan THY’nin Borajet’i hem de bu kadar zorda olduğu bir dönemde niye sırtında taşıdığı. Yatan uçakları kaldırıp tüm uçaklarını tam kapasite kullanıyorlar da Borajet’in Embraerlerine mi kaldılar yoksa hala içgüdüleriyle hareket edip Hamdi Topçu’yu sektöre tekrar sokmamak adına THY menfaatlerini hiçe sayarak bir anlaşma mı yaptılar. Bu sorunun cevabını önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz.

Geçen hafta Borajet THY ile anlaşma yaptı haberini görünce bu soruyu sormaktan kendimi alamadım

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…

5 Yorum

BİR CEVAP BIRAK