Geçen yazımızda krize dönüşen 2017 zamlarına ilişkin süreci anlatmıştık. Bu yazımızda ise imza sürecinde ve sonrasında yaşananlara ilişkin son durumu paylaşacağız.

Geçtiğimiz hafta içerisinde Sendika yönetimi verdiği söz üzere anket yaptı ve 10.000’in üzerinde katılım gerçekleşti. Bu tahminlerin çok üzerinde bir sayı idi. Özellikle de nasıl olsa her halükarda THY’nin dediğini imzalayacaklar, ayrıca fişleme yapılacak ve olumsuz görüş bildirenleri işten atacaklar dedikodusunu göz önünde bulundurunca. Katılanların %95’inin olumlu görüş bildirmesi çalışanların işlerini kaybetme korkusunu ne kadar yakından taşıdıklarını gösteriyor. Belki yine birileri bu rakamlar gerçek değil diyecektir ancak Hava-İş Yönetiminin internetten ve profesyonel bir firma üzerinden yapılan ankette tahrifat yapacak kadar gözünün dönmüş olacağını düşünmüyorum. Hele bir de %95 gibi ezici çoğunluk kabul etti diyerek. Benim tahminim birkaç bin kişinin fişleniriz korkusuyla oy vermekten çekindiği ancak yine de Hava-İş üyelerinin ezici bir çoğunluğunun iş güvencesini yüzde 2-3 puanlık zamma tercih ettiği yönünde.

Geçen yazımızda belirttiğimiz kriz ve İlker Aycı’nın baskılarına Ali Kemal Tatlıbal’ın tweetlerle verdiği cevabın ne olduğu sorusuna gelince, şimdilik Ali Kemal Tatlıbal kazanmış gözüküyor. Çünkü Bilal Ekşi’nin kabul etmesine rağmen İlker Aycı’nın kabul etmeyerek sendika üzerinde TİS zamanı oluşturduğu baskı ile sonuç alacağını düşündüğü, koşulsuz imza gerçekleşmedi. Hava-İş Sendikası THY Yönetim Kurulu Başkanı ile ilk ciddi çatışmasını da yaşamış ve kazanmış oldu. Sendikanın kırmızı çizgisi de bu olmalıdır: Üyelerinin çıkarı söz konusu olduğunda her halükarda dik durmalıdır. Ancak bunu fırsata çevirmeye çalışıp THY Yönetiminin desteği ile seçimlere katılmak isteyenler bunu ranta çevirmek için kolları sıvadı bile.

Uzun zamandır sendika içerisinde çatlak olduğu ve Genel Sekreter Yasin Sevgili’nin Ali Kemal Tatlıbal ile sorun yaşadığı konuşuluyor. Hatta bu Hava-İş’in Bilal Ekşi’ye yaptığı ziyarette resimlere de yansımıştı. Orada olmayan tek kişi Yasin Sevgili idi. Ayrıca son bir yıldır Yasin Sevgili’nin THY yöneticilerinin peşinden ayrılmadığı Abdulkerim Çay ve Ebubekir Akgül ile sıkı ilişkiler kurduğu bilinen bir durum. Bu THY yönetiminin sendikaya karşı bir taktiği olabilir ve kendileri açısından basit düşününce makul karşılanabilir. Bu sayede Ali Kemal Tatlıbal ve diğer yöneticilere gözdağı veriyorlardı.

THY yönetiminin bu düşüncesi Bilal Ekşi’nin THY Genel Müdürü olması ve her konuda olduğu gibi sendika konularında da daha mantıklı ve uzun vadeli düşünmesi karşısında işe yaramadı. Çünkü İlker Aycı’nın toplu işçi çıkarma sözü vermemesi (belki yine toplu işçi çıkarmayacaktı ancak kendisi için asıl önemli olan sendikayı kendine bağlı herhangi bir ünite gibi gördüğünden bunun talep edilmesi ve protokol için bir ön şart olarak ileri sürülmesi kabul edilemez bir durumdu) ve baskı uygulamaya çalışması sonunda da geri adım atmak zorunda kalması içine oturmuş olabilir. Ancak Bilal Ekşi faktörünü unuttu ve bu durum kendisi için geri adım atmakla neticelendi. Bilal Ekşi ise geçmiş dönemde Atilay Ayçin başkanlığındaki Hava-İş ile muhatap olduktan sonra Ali Kemal Tatlıbal başkanlığındaki Hava-İş ile uğraşmanın ileride THY için çok büyük riskler oluşturduğunun farkında. Zira zaten sarı sendika görüntüsündeki yönetimine THY’nin bir müdürlüğü veya başkanlığı gibi davranmaya çalışmak işten anlamamaktır. THY yönetimi birçok işten anlamadığı için tarihi zarar etti ve bu yüzden yönetimde değişikliğe gidilerek güçlü bir genel müdür getirildi. Şirket içinde birçok işte bu durum gözle görülmeye başlandı. THY’yi Türkiye ekonomisinin büyüdüğü bir yıl olan 2016’da 500 milyon USD gibi tarihi bir zarara uğratan yöneticilerle bu işin yürümeyeceğini Ankara’daki siyasi irade de görmüş galiba. Hatanın neresinden dönülürse kârdır.

Allah THY’nin ve çalışanlarının yardımcısı olsun

3 Yorum

BİR CEVAP BIRAK