2013 yılı sonunda başlayan paralel yapı ile mücadele her yerde olduğu gibi THY’de de etkisini göstermeye başlamış ve ilk etapta bazı başkan ve başkan yardımcılarının da içlerinde olduğu bir grup THY’de memur pozisyonuna çekilmek suretiyle şirketle olan ilişkileri sonlandırılmıştı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra da 200’den fazla kişi aynı gerekçeyle THY’den uzaklaştırıldı.

15 Temmuz süreci göstermiştir ki PKK gibi vahşi bir örgütün dahi yapmadıklarını yapacak kadar gözü dönmüş olan FETÖ yapılanması, savaş uçakları ve tanklarla masum halkı katletmekten çekinmemiştir. Yine yakın zamanda yapılan bombalı saldırılar ve Rus büyükelçisine yapılan suikast göstermektedir ki bu hain örgüt ülke ve milletle savaşmaya sonuna kadar devam edecektir. Bu örgütün ne kadar vatan haini anlatmak için sayfalarca yazı yazılabilir ancak yazının asıl amacı bu değil.

Buraya kadar yazdıklarımız bir realite ancak bu durumu istismar edip ülkenin her kurumunda özellikle de THY’de çok sayıda istismarcı bu durumu kendi bireysel çıkarı için kullanmaya kalmıştır ve hala bu durum sürmektedir.

THY’nin bugün zarar eder duruma gelmesini sadece konjonktüre bağlamak çok fazla iyimserlik olur. Türkiye ekonomisinin küçüldüğü 2008-2009 gibi yıllarda bile %20-25’lerde büyüyüp kar eden bir şirketti THY. Ülke ekonomisi 2016’da her türlü olumsuzluğa rağmen küçülmemiş aksine büyümüştür. Ayrıca konjonktüre bağlı olan değer kaybı yaşayan ve hisseleri %50 civarında değer kaybeden Pegasus’un yakın zamanda %30 civarında değer artışı sağlayarak durumunu toparlamaya başlaması ve yıllık bazda hisse değer kaybının %5 civarında olması karşısında benzer bir düzelmeyi THY’de göremiyoruz. THY’nin yıllık kaybı hala %25’in üzerinde ve toparlanma emaresi göstermiyor. Bugün geldiği noktada maaşları ödemekte zorlanan, yarım milyar USD zarar eden, hat kapatan, uçaklarını hangarlara çeken bir şirket var karşımızda. Birazdan aşağıdakileri okuduktan sonra bu zararın ne kadarının konjonktürel ne kadarının yönetimsel zafiyet olduğunun kararını kendiniz verirsiniz

2015 yılında THY yönetimindeki değişiklik sonrasında yapılan en büyük hata AK Parti iktidarı sırasında göreve gelen ve bu şirketi kendi kendini finansa edebilen bir yapıya kavuşturarak 50 uçaktan 300 uçağa ulaştıran Candan Karlıtekin ve Hamdi Topçu başta olmak üzere birçok gerçek kahramana haksızlık yapılması ve haklarında ileri geri konuşularak eleştirilmeleri olmuştur. Kimse hatasız değildir ve bu yöneticilerinde hataları vardır elbette ancak ortada bir gerçek varsa o da THY’nin bu kişiler yönetiminde dünya havacılığında bir yerlere geldiğidir. Bugün şirketin hiçbir yerinde bu kişilerin isimlerine rastlayamayacağınız gibi bu kişiler lehine konuşmak bile risk içermektedir. Oysa bu kişiler AK Parti iktidarının atadığı ve görev yaptıkları şirketi aldıklarından daha ileride teslim etmiş kişilerdir. Her ortamda geçmişiyle/atalarıyla övünen karakterlerin THY’nin geçmişini kötülemeleri kendi içinde çelişiyor. Ancak daha önemlisi artık herkes THY için yapacakları olumlu katkının ileride hayırla yad edilmeyeceğini aksine eleştiri konusu olacağını biliyor ve susmanın ve iş yapmamanın en güvenli yol olduğunu görüyor.

İkinci büyük hata ise sadece belli bir grubun THY yönetiminde söz sahibi olması ve THY içinde yükselmenin en temel kriterinin belli bir İmam Hatip okulunda okumuş olmaktan geçmesidir. Bugün 2 Genel Müdür Yardımcısı başta olmak üzere çok sayıda başkan, başkan yardımcısı ve müdür bu okuldan mezun. THY’deki Kartal İHL’de okumuş yönetici sayısı tüm yöneticilerin %10’undan fazla ve yukarılara çıkıldıkça bu oran artıyor. Başkanlardan 5-6 tanesi, Genel Müdür Yardımcılarında ise 6 da 2 si (%33) bu okuldan hatta sınıftan mezun. Türkiye’deki tüm liseleri bırakın sadece İmam Hatipleri bile dikkate alsanız binde biri bile temsil etmeyen bu okul mezunlarının/mensuplarının THY’nin üst kademelerini bu oranda işgal etmesi (liyakat konusuna değinmiyorum bile) tüm çalışanların adalet duygusunu zedeliyor ve şirkete olan inancını sorgulamasına neden oluyor. Bu okul mezunlarının THY yönetiminde yükselmeleri ile THY’nin büyüme grafikleri çıkarılırsa aradaki ters orantı çok net bir şekilde gözükecektir. Bu okul mezunu bir arkadaşım (ki en liyakatlilerinden biridir belki de) iki yıl oldu hala müdür olamadım diye serzenişte bulunmuştu bir yıl kadar önce. 2 yılda müdür olmanın doğru olmadığını söylediğimde ise ‘birçok okul arkadaşım bir yılda müdür oldu’ diyerek acı gerçeği ifade etmişti. En verimli meyve fidesini en verimli toprağa ekseniz ve ona en iyi gübreleri verseniz bile o fidenin meyve vermesi için geçmesi gereken asgari bir süre vardır. Ancak bir senede yönetici olmanın (daha önceden tecrübesi olmayan kişilerden bahsediyoruz burada) normal algılanması çöküşü hızlandıran unsurlardan biri ve belki de en önemlisidir.

Yazımıza haftaya kaldığı yerden devam edeceğiz.

6 Yorum

  1. 2. yazıyı sabırsızlıkla bekliyorum. Aslında yazılanlar malumun ilanı olmuş. Bu meseleleri cesurca yazmak herkesin harcı değil tebrik ediyorum. Birilerini rahatsız edecek orası kesin ama bunları duymaya ihtiyaç var..

  2. Hiçbir kuruluşun yalakası olmadan bu cesur yazıların ne zaman yazılmaya başlanacağını merak ediyordum ben de. Helal olsun airwayshaber.

BİR CEVAP BIRAK