2002 yılı Kasım ayında yapılan genel seçimler sonrası ülkede köklü değişimler yaşanmaya başlamış ve birçok sektör 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde ulaşamadığı başarıya 10 yıl gibi kısa bir sürede ulaşmıştı. Bunlardan belki de en bariz olanı u-Ulaştırmada, özelde de Havacılık Sektöründe yaşandı. Türk Sivil Havacılığı çağ atladı ve 2005 yılında 60 olan Türk Hava Yolları’nın uçak sayısı 2015’te 300’ü aştı. Bu büyüme sadece THY’de yaşanmadı. Bu süreçte özel havayolları da büyüdü ve binlerce kişiye iş imkanı sağlar bir duruma ulaştılar. Bu büyümede SHGM ve DHMİ gibi devlet kuruluşlarının katkıları da yadsınamaz. Kısacası sektördeki tüm oyuncular el ele verip Türk Sivil Havacılığını adeta şaha kaldırdılar.

Taa ki bu sene başına kadar. 2016 yılı sadece havacılık sektörü için değil başta turizm sektörü olmak üzere birçok sektör için kriz yılı oldu. Rusya ile yaşanan kriz, terör eylemleri ve 15 Temmuz darbe girişimi ekonomiyi derinden sarstı ve bu sarsıntıdan en çok havacılık sektörü dolayısıyla havayolu şirketleri etkilendi. 15 yıldır aralıksız bir şekilde büyüyen ve kar eden Türk Hava Yolları bu yılı 500 milyon USD gibi bir zararla kapatacak gözüküyor. Ayrıca birçok uçak hangarlara çekildi ve yine birçok hat kapatıldı. Bunlar 15 yıldır alıştığımız tablonun tam zıttı.

Bu kötü gidişte tek faktör konjonktür mü yoksa başka etkenler var mı? Bu soruyu herkes kendi açısından cevaplıyor. Halihazırdaki THY Yöneticilerine ve onların savunucularına göre tek sebep bu olsa da aksi görüşü savunanların yabana atılamayacak gerekçeleri var ve bunlar yadsınamaz. Çünkü 15 yıllık süreçte SARS krizinden Irak’ın işgali ve Tunus’taki ayaklanmayla başlayan Arap Baharı’na, Kuş Gribinden 2008-2009’daki Dünya ve Havacılık ekonomik krizine (AK Parti iktidarında ekonomideki tek küçülme bu yıllarda yaşanmasına rağmen bu dönemde THY’nin kar ederek büyümeyi sürdürmesi ve dünya havacılığındaki payını neredeyse ikiye katlaması unutulmamalıdır) ve birçok soruna rağmen karlılık ve büyüme devam etmişti. Bu süreçteki en zorlu yıl Candan Karlıtekin’den Hamdi Topçu yönetimine geçildiği 2010 yılıydı ve o sene karsız kapatıldı. Hatta bazılarına göre zarar olmasına rağmen bazı makyajlamalarla! bu durum dışarıya yansıtılmadı. Ama bu süreçte THY çabuk toparlandı ve ertesi sene kaldığı yerden yoluna devam etti. 2016’yı bu şekilde değerlendirdiğimiz zaman yönetimi değişikliğinin de bir etkisi olduğu varsayılabilir. Umarım bu durum yarım milyar USD’lik zarara rağmen çabuk atlatılır ve THY kaldığı yerden yoluna devam eder. Ancak 2016 yılının bu kadar kötü geçmesinin gerçek nedeni bence önümüzdeki sene daha net ortaya çıkacaktır. Çünkü sıcağı sıcağına yapılan yorumlar genellikle yanıltıcı oluyor.

Maalesef geçtiğimiz yıl birçok yöneticide gözlediğimiz ‘işlerin siyasetin etkisiyle kendiliğinden iyi gittiği’ görüşü sanırım bu süreçte değişmiştir. Zira hiçbir başarı tesadüfi değildir. Bu nedenle mevcut THY Yönetiminin ilk önce Candan Karlıtekin’e ve Hamdi Topçu’ya hakkını vermesi gerekir. Çok merak ediyorum, İlker Ayci başkan olduktan sonra hiç eski başkanlarla THY hakkında görüştü mü? Görüşmediyse görüşmeyi düşünmez mi? Aynı siyasi görüşten iki eski başkanın görüşlerini almak acziyet değil erdemli bir davranış göstergesidir. Bence bu teklifimizi değerlendirmeyi düşünsünler.

THY’nin en kısa sürede tekrar eski günlerine dönmesini ve Türkiye’nin gururu olmaya devam etmesini herkesin istediğinden şüpheniz olmasın.

Daha güzel günlerde buluşmak dileğiyle

BİR CEVAP BIRAK