Bu söz Hazreti Ömer’den Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar birçok devlet büyüğüne atfedilir. Bu sözün birçok kesimce sahiplenilmesinin en büyük nedeni ise hiç şüphesiz doğruluğundan kaynaklanmaktadır. Çünkü adaletin olmadığı yerde insanların sisteme güveni kalmaz ve sistem çöker. Bu nedenledir ki gelişmiş toplumlarla geri kalmış toplumlar arasındaki en temel fark ne din ne de milliyettir sadece adalettir.

Geçtiğimiz günlerde Türk Hava Yolları 100’e yakın Kabin Memurunu İngilizce yetersizliğini gerekçe göstererek zorunlu bir şekilde ücretsiz izne çıkarmıştı. Yakın zamanda bir grup kabin memurunu daha aynı şekilde ücretsiz izne çıkaracağı konuşuluyor. Bugüne kadar başvurulmayan ve hukuka aykırı olan bu uygulamayla THY yöneticileri başarısızlığın sorumlusunu buldular galiba! Yüz milyonlarca USD’lik zararı bu şekilde önlemlerle kapatacaklarını zannediyorlarsa yanılıyorlar. İngilizcesi yetersizse baştan işe almayın ancak İngilizce seviyesini bilerek işe aldığınız çalışanları İngilizce sınavına sokarak “İngilizceniz yetersiz sizi ücretsiz izne çıkartıyoruz” demek adaletle bağdaşmaz. Hele bir de hiç İngilizce bilmediği halde işe alınan personelin olduğu ya da bu sınavdan kaldığı halde bir şekilde ücretsiz izne çıkarılmaktan kurtulanlar olduğunu öğrenince personelin adalete olan inancı daha da sarsılıyor.

14 yıllık AK Parti iktidarında ilk defa zarar eden, uçaklarını hangarlara çeken THY yönetiminin faturayı çalışanlara ödetmeye kalkması zararı büyütmekten başka bir şeye yol açmayacaktır. Zira çalışanlar ücretsiz izne çıkarılan arkadaşlarının başına gelenin kendi başlarına da gelebileceğini biliyor ve korkuyorlar. Korku içinde çalışan personelin performansına yansıyacak olumsuz etkiyi düşünüyor musunuz acaba. Ücretsiz izne çıkartma fikrinin sahibi yöneticiler ‘bu işçilerin sosyal güvenlik primini yatırmıyoruz, başlarına bir şey gelse sağlık hizmetlerinden mahrum kalacaklar, ayrıca kıdem ve ihbar tazminatı da vermediğimiz için parasız kalacaklar, kira ve diğer düzenli ödemelerini nasıl halledecekler’ demiş midir? merak ediyorum. İşten çıkarsanız en azından bunları verecektiniz. Ayrıca işsizlik parası alacaklardı devletten. Hangarlara çekip uçuramadığınız uçakların faturasını bunlara ödetirken vicdanınız ne dedi acaba?

Hava-İş Sendikasının bildirdiğine göre THY yönetimi sendikadan 2017 için yapması gereken 4+4 zammı uygulamama talebinde bulunmuş. ‘Eğer personel çıkarmamızı istemiyorsanız buna razı olun’ diyerek de şark kurnazlığı yapılıyormuş. Sendika ve çalışanlar açısından zor bir imtihan. Bir taraftan işsiz kalma korkusu diğer taraftan maaşların düşürülmesi, yani kısaca “iki ucu …lu değnek”. Neresinden isterseniz oradan tutun demek doğru değil.

THY Yöneticilerine sesleniyorum; personele yüklenmeyi bırakın ve gerçekçi çözümler bulmaya çalışın. Aksi taktirde THY bugünleri bile mumla arayacak. 2016 yılında üst düzey bir THY yetkilisinin ifadesiyle bir milyar USD’ye yakın zararın 2017’de de devam etmesi muhtemel. Çünkü THY yönetimi çözümü personele yüklenmekte bulunca tek artısı olan özverili personelini de kaybedecek. En büyük gider kalemi olan petrol fiyatları bundan birkaç yıl önceye kadar varil başına 100 USD’nin üzerindeyken geçen sene 30 USD’lere kadar düştü ve THY milyar USD’lik zarar etti. OPEC’in aldığı üretimi kısma kararından sonra tekrar yükselişe geçen ve 50 USD’yi geçen petrol fiyatlarının en büyük maliyet riskini oluşturduğunu havacılıktan biraz anlayan herkes çok rahat anlar. Oysa birileri personelden kesecekleri ufak rakamlara odaklanarak (toplam bütçede binde bir-ikilerde etkisi olacak) THY’yi tekrar şaha kaldırmayı düşünüyor galiba.

Bir sonraki yazımızı odaklanılması gereken yerlere ayıracağız ancak siz siz olun Adaletin mülkün temeli olduğunu unutmayın ve adil olun.

BİR CEVAP BIRAK